noradrenalin-nedir

Noradrenalin Nedir, Ne İşe Yarar?

Noradrenalin, adrenalin ile birlikte vücudumuzun otonom sinir sistemini çalıştıran maddedir. Otonom sinir sistemi, çeşitli durumlarda hem noradrenalini hem de adrenalini kullanarak vücudu korur.

Adrenalin, epinefrin; noradrenalin ise norepinefrin isimleriyle de bilinir. Amerika Birleşik Devleti (ABD) başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde bu kimyasallara epinefrin ve norepinefrin denilirken; Birleşik Krallık’ta adrenalin ve noradrenalin olarak anılmaktadır. “Nor” ön eki, kimyasal bileşkelerde C atomu, CH, CH2 veya CH3 moleküllerinin bileşikten ayrılmasından sonra kalan kimyasala verilen isim için kullanılmaktadır. Noradrenalin ise, adrenalinden tek bir karbon (C) atomunun ayrılmasıyla oluşur.

Noradrenalin Nedir? Noradrenalinin Etki Mekanizması

Nordarenalin hem hormon hem de nörotransmitterdir. Böbreküstü bezi tarafından salgılanan adrenalin ile birlikte strese yanıt olarak görev yapar. Bu özellik noradrenalini hormon sınıfına sokmaktadır. Diğer yandan noradrenalin, bir nörotransmitter olarak, sinirler arasında sinyal gönderir. Ayrıca beynin dikkat ve çevreye yanıt verme ile ilgili bölümlerini etkiler. Ruhsal durum, öğrenme reaksiyonları ve ödül sinyal sistemlerinin temelindeki mekanizmaları etkiler. Noradrenalin dolaşım sistemini belirgin bir şekilde etkiler, çevresel damar direncini artırarak atardamar kasılmasına ve buna bağlı olarak tansiyon artışına neden olur. Mide, bağırsak ve bronş düz kaslarının gevşemesine sebep olur. Kalp üzerindeki etkisi ise adrenalinin etkisinden daha azdır.

Noradrenalin ve adrenalinin ikisi birden katekolaminler olarak adlandırılır. En önemli ve en çok bilinen katekolaminler noradrenalin ve adrenalindir. Katekolamin aslında özellikle sinir alıcılarını (reseptörler) uyararak etki gösterir. Alfa ve Beta adında reseptörler vardır. Alfalar vasıtasıyla damarlar büzülür, Betalar vasıtasıyla da kalp hızı, kasılması ve çalışması arttırılır. Aynı alıcılar sayesinde mide ve bağırsak hareketleri yavaşlar, soluk borusu genişler. Adrenalin böbrek üstü bezinin iç bölümünde, noradrenalin ise sinir sisteminde üretilir. Noradrenalinin başlıca görevi; sinir sisteminde iletimi sağlamaktır. Ayrıca, beyni de etkileyerek davranışlarımız üzerinde de etkili olduğu bilinmektedir. Katekolaminler aracılığıyla iş yapan sinirlere “adrenerjik sinirler” denilir. Bu sinirlerin yönlendirmesiyle noradrenalin bol miktarda açığa çıkar. Adrenalin ile noradrenalin etki olarak birbirlerine benzese de, noradrenalinin bazı etkileri adrenalinin etkileri kadar güçlü değildir.

Aslında adrenalin ile noradrenalini tanımlamak oldukça zordur. Sebebi ise, hormon ile nörotransmitter isimli iki farklı kimyasal grubun günümüze kadar tam olarak anlaşılamamış ve tanımlanamamış olmasıdır. İstisnaları dikkate almazsak, ideal tanıma göre hormonlar; genellikle doğrudan damarlara salgılanarak belli sinyallemelerin yapılmasını sağlar. Nörotransmitterler de aynı şekilde sinyalleme görevi görür. Ancak nörotransmitterler hemen her zaman nöron olarak adlandırılan sinir hücreleri arasında görev alırlar. Aradaki fark; nörotransmitterlerin kan akışına katılmamasıdır. Bu ideal tanımlara göre adrenalin, böbreküstü bezleri tarafından salgılanır ve doğrudan kana karışır. Doğrudan kana karıştığı için de hormon sınıfına girer. Metabolik etkilere neden olur ve damar genişlemesini sağlar. Adrenalinin egzersiz sırasında, duygusal tepkilerimizde ve hafızamızın oluşmasında görev aldığı bilinmektedir.

Şimdi gelelim noradrenalinin ideal tanımına… Adrenalinden tek bir karbon atomunun ayrılmasıyla oluşan noradrenalin bir nörotransmitterdir. Beynimizdeki nöronlar tarafından salgılanır ve kana karışmaz. Noradrenalinin kalbi etkileyen sempatik nöronlar üzerinde etkileri bulunur. Aslında en önemli görevi budur. Bununla birlikte stres hormonu olarak çalışır. Adrenalin ve noradrenalin kimyasal olarak birbirine çok benzer; her ikisine de tepki verebilen algılayıcılar (reseptörler) birebir aynıdır. Konuyu karmaşık hale getiren de bu özelliktir.

Adrenalin ve noradrenalinin ideal tanımından bahsederken istisnaların olabileceğini söylemiştik. Şimdi gelelim bu istisnalara… Hem adrenalin hem de noradrenalin böbreküstü bezi salgılarıdır. Ancak noradrenalin miktar olarak adrenalinden oldukça azdır. Noradrenalin zaman zaman adrenal bezler tarafından hormon olarak salgılanabilir. Bununla birlikte, beyinde nörotransmitter olarak da salgılanır. Hatta bu görevi hormon özelliğinden çok daha fazla baskındır.

Diğer yandan, serotonin, dopamin ve noradrenalin gibi bazı nörotransmiterler nöronlarda kimi zaman belli bir hedefi olmaksızın da salgılanabilir. Yani; kana karışmıyor olsalar bile kana karışan hormonlar gibi hedefsiz salgılanabilirler. Bu kimyasallar hedefe ulaştıklarınsa işlevsel hale gelirler. Bu durum ikinci istisnadır ve noradrenalinin nörotransmiter olma görevi konusunda kafa karışıklıklarına neden olabilmektedir.

Son olarak beynin önemli merkezlerinden biri olan hipotalamusta, bazı hormonlar kısa menzilli görevlerde tıpkı bir nörotransmiter gibi çalışır. Ancak yine kan akımına karışmazlar. Bu da son istisna olarak gösterilmektedir.

Tüm bu bilgiler ışığında; noradrenalin ve adrenalinin ne olduğunun çoğunlukla salgılandıkları yer ve görevleri ile alakalı olduğunu söylemek mümkündür.

Noradrenalin Duygularımızı Nasıl Etkiler? Noradrenalin Fazlalığı ve Eksikliği Nelere Yol Açar?

Beynin dikkat ve çevreye yanıt verme bölümleri üzerinde etkileri olan noradrenalin; kalp atışında hızlanma, avuç içinde terleme ve göz bebeklerinde büyüme gibi gelişmelere sebep olur. Adrenalin ile birlikte çalışarak kalp hızını, glikoz salınımını ve iskelet kaslarına giden kan akımını arttırır. “Kaç” ya da “savaş” yanıtının temelini oluşturur. Aşık olduğumuzda kafamızı dağınık olmasının ya da sorulara geç yanıt vermemizin sebebi aşırı noradrenalin salınımıdır.

Noradrenalin duygularımızı etkileyen diğer hormonlar ve kimyasallarla uyum içerisinde çalışır. Örnek vermek gerekirse; yüksek dopamin, düşük serotonin ve yüksek noradrenalin durumunda kızgınlık ve öfke hissederiz. Dopamin ve serotonin yüksek, noradrenalin düşük seviyede olduğunda ise keyifli ve sevinçli hissederiz.

Bu yazıyla ilgili henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın