Trombosit Düşüklüğü Tedavisi

Kanın pıhtılaşmasını sağlayan trombosit olması gereken değerlerin altına düşerse trombositopeni adı verilen hastalık ortaya çıkar ve yaralanmalarda kanın pıhtılaşması gecikir, kan kaybı uzun süre devam edebilir. Bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar, ilik hastalıkları, dalağın büyümesi, gebelik dönemi ya da aşırı alkol tüketimi nedeniyle oraya çıkabilen trombosit düşüklüğü tedavisi için istirahat, kan nakli ya da bazı ilaçlar kullanılabilir.

Trombosit düşüklüğü teşhisi (trombositopeni) konulduğunda ilk olarak yatak istirahati verilebilir. Yaralanmalara karşı hastanın kendini koruması önemlidir çünkü pıhtılaşma gecikeceği için beklenenden fazla kan kaybı yaşanabilir. Bu durum iç ve dış kanalar için aynı şekilde geçerlidir. Trombosit seviyesi yükseldiğinde tekrar eski aktivitelere ve günlük yaşama dönülebilir.

Trombosit seviyesi çok düşük hastaların tedavisi için kan nakli (kan transfüzyonu) gerekebilir. Kan nakli genel olarak hastanın yaralandığı veya yaralanma riski taşıdığı durumlarda yapılmaktadır. Kan damarı içine yerleştirilen bir hatla daha önce virüs ve bakterilere karşı testi tam olarak yapılmış kan hastaya aktarılır. Kemoterapiye bağlı trombositopeni atakları yaşayan hastalar için birden fazla kan transfüzyonu gerekli olabilir. Eğer trombosit düşüklüğü kemik iliği hastalıklarının neticesinde ortaya çıkıyorsa değerlerin riski bölgeye geldiği her durumda kan nakline başvurulabilir.

Trombositopeni karaciğer hastalıkları ya da dalak büyümesi sonucunda ortaya çıkabilmektedir. Dalak büyümesi organın gereğinden daha fazla trombosit depolamasına neden olur ve bu kandaki trombosit değerlerini düşürür. Eğer diğer tedaviler cevap vermezse dalağın cerrahi bir operasyonla alınması gerekebilir.

Bağışıklık sisteminde meydana gelen bazı hastalıklar vücudun kendi kendine trombositlere atak yaparak hasara yol açmasına neden olabilir. Kortikosteroidler bu atakları engellemek ve antikorları ortadan kaldırmak için kullanılabilir. Cytoxan ve Imuran gibi bazı ilaçlara bağışıklık sistemini bastırmak ve antikor üretimini engellemek için başvurulabilir.

Trombosit düşüklüğü tedavisinde kullanılan bir diğer yöntem ise “plazmaferez” olarak bilinen plazma değişimidir. Kan naklinden farklı olarak hastanın kendi kanı alınır ve plazma takviyesi yapıldıktan sonra tekrar hastaya enjekte edilir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Hasta özellikle trombosit seviyesinin çok düşük olduğu dönemlerde kendini yaralanmalara karşı korumalı ve riskli spor aktivitelerinden kaçınmalıdır.

Alkol tüketimi olabilecek en az düzeye indirilmeli tercihen tamamen bırakılmalıdır.

Aspirin gibi ilaçların uzun süreli kullanımı mide yaralarına ve mide kanamasına yol açabileceği için bu tip ilaçlar doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Aspirin ve ibuprofen aynı zamanda kan inceltici olduğu için yaralanmalarda çok fazla kan kaybı yaşanmasına neden olabilir.

Kaynaklar

Bu yazıda yer alan bilgiler hiçbir koşulda teşhis, tedavi niteliği taşımamaktadır. Sağlık sorunlarınız için öncelikle doktorunuza danışınız.

,

Bu yazıyla ilgili henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın